Bülent Parlak: “İzdiham Dergisi”nin Kurucusu ve Sesi Geçmişle kurduğumuz bağlar, bugünümüzün bakış açısını şekillendirir. Bir tarihçi olarak, bireysel öykülerin genelde toplumsal dönüşümlerle ne kadar paralel ilerlediğini görmekten büyük bir heyecan duyuyorum. Bu yazıda, edebiyat dünyasında genç nesillerin sesi olmuş, kültür‑sanat alanında önemli bir boşluğu doldurmuş bir isim olan Bülent Parlak’ı, kurucusu olduğu İzdiham Dergisi’yle birlikte tarihsel bir perspektiften ele alacağız. Arka Plan ve Biografi Bülent Parlak, 5 Ekim 1979’da Malatya’nın Konak beldesinde sekiz çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. :contentReference[oaicite:2]{index=2} Babasını çocuk yaşta, annesini genç yaşta kaybetti. İlk‑orta‑lise eğitimini Malatya’da tamamladığı, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni kazandığı ancak maddi sıkıntılar nedeniyle bırakmak…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Böcekler Neyi Sevmez? Koku Algılarından Günümüze Uzanan Bir İnceleme İnsanlar evlerini böceklerden temizlemek için pek çok yöntem kullanır: kimyasallar, ağlar, tuzaklar… Ancak “kokular” da bu savaşta sıklıkla gözden kaçan ama oldukça önemli bir rol oynar. Böceklerin kokulara verdikleri tepkiler, yalnızca pratik bir mesele değil; aynı zamanda biyolojik, tarihsel ve kültürel katmanlara uzanan bir olgudur. Bu yazıda, “Böcekler neyin kokusunu sevmez?” sorusunu ele alırken, önce tarihsel arka plana değinecek, ardından günümüzdeki akademik tartışmalara ve uygulanabilir ipuçlarına yönleneceğiz. Tarihsel Arka Plan: Koku, Böcek ve İnsan Ortaklığı İnsanlık tarihinin büyük bölümünde, evler ve yaşanılan alanlar böceklerle iç içe olmuştur. Tarım toplumlarında böceklerin zarar…
Yorum BırakBir Jenerasyon Kaç Yıldır? Felsefi Bir Yaklaşım Zaman, insan düşüncesi ve kültürünün evriminde en önemli etmenlerden biridir. Felsefe, zamanın doğası üzerine pek çok soruyu sormuştur. Ancak zamanın, özellikle de bir jenerasyonun tanımının ne kadar değişken olduğunu düşündüğümüzde, bu soru daha da karmaşıklaşır. “Bir jenerasyon kaç yıldır?” sorusu, sadece biyolojik ya da demografik bir soru olmaktan çıkar; aynı zamanda toplumsal, kültürel ve felsefi boyutları olan bir meseledir. Bu yazıda, jenerasyon kavramını, etik, epistemolojik ve ontolojik açılardan ele alacak, aynı zamanda zamanın ve kültürün iç içe geçmiş doğasını anlamaya çalışacağız. Bir Jenerasyonun Tanımı: Biyolojik ve Toplumsal Perspektif Bir jenerasyon, genellikle belirli bir…
Yorum BırakBagıl Sıfır: Felsefi Bir Derinlik Felsefi Bir Bakış Açısından Bagıl Sıfır Hayatımızda sıklıkla karşılaştığımız bir kavram olan sıfır, aslında bir şeyin yokluğunu ifade eder. Fakat “bagıl sıfır” kavramı, daha derin bir düşünsel alanı keşfetmeye olanak tanır. Matematiksel bir terim olarak sıfır, genellikle başlangıç noktasını, yokluğu ya da ölçülemez bir durumu temsil eder. Ancak bagıl sıfır, bir şeyi mutlak bir ölçekte değil, başka bir şeyle karşılaştırarak anlamlandırmamızı sağlayan bir kavramdır. Felsefe, gerçeği ve anlamı sürekli sorgulayan bir disiplindir. Bagıl sıfır kavramı da, mutlak bir gerçeklikten ziyade, ilişkiler ve bağlamlar üzerinden şekillenen bir anlam dünyasına işaret eder. Bu yazıda, bagıl sıfırın ne…
Yorum Bırakİğne Olmak Ne Demek? Eğitimde Derinlemesine Bir Anlam Arayışı Bir eğitimci olarak, her zaman öğrenmenin dönüştürücü gücüne inanmışımdır. Bir öğrencinin yaşamına dokunabilmek, ona yeni bakış açıları kazandırmak ve dünyayı farklı bir gözle görmesini sağlamak, en değerli görevlerimden biridir. Ancak bu yolculuk, her zaman düz bir yol değildir; bazen öğrenci, bazen öğretmen, bazen de sistemler kendilerini zorlayıcı engeller olarak karşımıza çıkabilir. Birçok atasözümüz ve deyimimiz, bu zorlayıcı anları yansıtır. “İğne olmak” ifadesi de tam olarak böyle bir durumu tanımlar: bir şeyin veya birinin etkisiz ve görünmeyen olma durumunu. Ancak, pedagojik bir bakış açısıyla bu deyimi, yalnızca pasif kalmak ya da görünmez…
Yorum Bırakİğde Meyvesinin Kabuğu Yenir Mi? Antropolojik Bir Perspektif Bir antropolog olarak, kültürlerin nasıl şekillendiğini, ritüellerin nasıl varlık bulduğunu ve insanların günlük yaşamlarında yaptığı küçük seçimlerin nasıl derin anlamlar taşıdığını anlamak beni her zaman büyülemiştir. Dünya üzerindeki her toplum, kendine özgü davranışlar, inançlar ve alışkanlıklarla doludur. Bu alışkanlıkların çoğu, ilk bakışta basit gibi görünse de, aslında tarihsel, kültürel ve toplumsal derinliklere sahiptir. Bugün, oldukça sıradan bir soruya odaklanarak, kültürlerin derinliklerine inmeye çalışacağız: İğde meyvesinin kabuğu yenir mi? Belki de bu basit soru, daha geniş antropolojik soruları gündeme getirecektir. Kabuğun yenmesi, ritüeller, semboller ve topluluk kimliğiyle nasıl bağlantılıdır? İğde ve Kültürel Pratikler:…
Yorum BırakToz Kükürt Toprağa Ne Zaman Atılır? Toplumsal Cinsiyet ve Adalet Perspektiflerinden Bir İnceleme Tarım, binlerce yıldır insanların yaşam biçimlerinin temeli olmuştur. Bugün, topraklarımızın sağlığını korumak ve verimliliği artırmak adına kullanılan pek çok yöntem var. Bunlardan biri de, toprağa atılan toz kükürttür. Ancak, bu basit görünen işlem, sadece tarımsal bir adım olmanın ötesinde toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi dinamiklerle de bağlantılıdır. Nasıl mı? Gelin, birlikte keşfedelim. Kükürt ve Tarım: Kadınların Toplumsal Etkileri ve Empati Odaklı Yaklaşımlar Kadınlar, genellikle tarımın yükünü çeken, toprağa ve doğaya daha yakın olan bireyler olarak bilinirler. Özellikle kırsal alanlarda, kadınlar çoğu zaman ev işleri ve…
Yorum Bırakİlik Veren Kişi Hastanede Yatar Mı? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir İnceleme Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen: Bir Siyaset Bilimcinin Bakışı Günümüz toplumlarında, güç ilişkileri ve toplumsal düzen üzerine düşünmek, yalnızca siyasal iktidar yapılarıyla değil, bireylerin sağlık gibi temel haklara erişimi ve bu hakları kullanma biçimleriyle de ilgilidir. Toplumları anlamak, iktidarın ve kurumların nasıl işlediğini çözmek, vatandaşların güç ilişkilerindeki konumlarını sorgulamaktan geçer. Siyaset bilimci olarak, bu tür durumları ele alırken, “İlik veren kişi hastaneye yatacak mı?” sorusu, sadece bireysel bir sağlık meselesi değil, aynı zamanda devletin, kurumların ve bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini, ideolojik yansımasını ve toplumsal yapıyı sorgulayan bir sorudur. İlik…
Yorum Bırakİletken Madde Nedir? Edebiyatın Dönüştürücü Gücü Üzerinden Bir Analiz Kelimelerin gücü büyüktür, her bir sözcük, derin bir anlam taşıyan bir iletken madde gibidir. Yazılı kelimeler, tıpkı fiziksel bir iletken madde gibi, düşünceleri, hisleri ve hikayeleri bir noktadan diğerine aktarır. Bir anlatı, tıpkı bir elektrik akımının iletildiği gibi, okurun ruhunda bir yankı uyandırır, zihinlerinde izler bırakır. Edebiyat, bu noktada, bir iletkenin işlevini görür; okurun dünyasında değişim yaratır, anlamları birbirine bağlar ve bazen bir bakış açısını tamamen dönüştürür. Peki, edebiyatın iletkenliği ne demektir? Bir bakıma, her hikaye, her karakter ve her metin, bir tür iletken maddeye dönüşür. İletken madde, genellikle bir enerji…
Yorum BırakMerhaba! Hepimiz zaman zaman çeşitli ağrılarla karşılaşırız. Ancak bazen, basit bir kas ağrısı sanırken, vücudumuzdaki belirli bölgelerdeki rahatsızlıklar, daha derin bir sorunun belirtisi olabilir. Son günlerde “kürek kemiği” ağrısı sıkça konuşulmaya başlandı ve merak ediyorum, siz de bu tür bir ağrı hissettiniz mi? Kürek kemiği ağrısı, genellikle göz ardı edilen ancak son derece can sıkıcı olabilen bir problem. Hadi gelin, bu ağrının nedenlerini birlikte keşfedelim ve yaşamımıza nasıl etki ettiğini anlamaya çalışalım. Kürek Kemiği Ağrısı: Nerede ve Neden Başlar? Kürek kemiği, sırtımızın üst kısmında, omuzlarımızın hemen arkasında bulunan, iki kemikten oluşan ve sırtımızı destekleyen bir yapıdır. Bu kemiğin ağrısı, genellikle…
Yorum Bırak